Hobi Olarak Yazmaktan Özgürleşmek

Hobi Olarak Yazmaktan Özgürleşmek

Türlü yollar ve yöntemler denemenize rağmen yazmak sizin için bir hobi olmanın ötesine geçemediyse ve bu nedenle bir öykü kitabı veya roman yazma hayaliniz gerçekleşmediyse bu yazı sizin için.

2017 yılından beri yaptığım atölye ve eğitimlerde öykü kitabı veya roman yazmak isteyenlerin yaptığı en büyük hatalardan birinin yazmayı hobi kategorisinde ele almaları olduğunu gözlemledim. Özellikle bir eser meydana getirmek gibi büyük bir hayaliniz olduğunda yazmaya bir hobi gözüyle bakmak farkında olmadan en büyük engeliniz haline gelir.

Belki günlük tutuyorsunuz ya da aklınıza geldikçe kısa yazılar yazıyorsunuz. Fakat bunlar sizin için yeterli değil. Yazdıklarınızı paylaşmak, bir eser üretmek ve hatta bunu kitapevlerinin raflarında görmek istiyorsunuz. Özellikle kitabınızı raflarda görme hayali sizi heyecanlandırıyor. Ama sonra ilerleyemiyorsunuz, sıkılıyorsunuz, dikkatiniz başka işlere yöneliyor, hatta yazmayı unutuyorsunuz.

Sonra kendinize şunu soruyorsunuz: Ben neden yazamıyorum? Bende bir sorun mu var? Yeteneksiz miyim yoksa ilham gelmediği için mi yazamıyorum?

Sorun sizde değil. Yeteneksiz değilsiniz ve konunun ilhamla hiç alakası yok. Yapamıyorsunuz çünkü yazmayı hayatınızda hatalı bir kategoriye yerleştiriyorsunuz. Şu an yazmaya bir hobi olarak yaklaşıyorsunuz. İçinizden geldikçe, aklınıza estikçe, canınız istedikçe yazıyorsunuz. Yazmayı boş zamanlarda yapacağınız alternatif bir etkinlik olarak düşünüyorsunuz. Ve en önemlisi yazma hayalinize karşı bir sorumluluk hissetmiyorsunuz.

Bu davranışlar bir öykü kitabı veya roman yazmak için yeterli değildir. Gözlerinizi kapatıp hayal edin; yeni bir işe başlıyorsunuz. Birkaç gün çalıştıktan sonra patronunuza gidip "sıkıldım, canım istemiyor, birkaç ay çalışmayacağım, döndüğümde duruma bakarız" diyorsunuz. Nasıl bir sonuçla karşılaşırsınız?

Hobi yaklaşımıyla roman yazmaya çalışmak tam olarak buna benzer. Eğer amacınız bir eser üretmekse bu hedefe canınız istediğinde çaba harcayıp istemediğinde bir kenara bırakarak ulaşamazsınız. Siz beceremediğiniz için değil, sürdürdüğünüz tutum ve davranışlar yazma yolculuğuyla uyumsuz olduğu için yazamıyorsunuz.

Bir aktiviteye yaklaşma biçiminiz buna ayırdığınız enerjiyi ve özeni doğrudan etkiler. Bir davranışı ne kadar "canım istediğinde yaparım" kategorisinde tutarsanız o davranış için harcadığınız çaba, devam etme gücünüz ve dikkatiniz o kadar azalır. Yazmayı hobi kategorisinde tutmak tam da bu durumu yaratır. Yazamadığınızı, beceremediğinizi düşünürsünüz. Bu yüzden yazmayı bir türlü ciddiye alamaz, içinizde bir sesin "ben galiba bunu sadece hobi olarak yapabilirim" dediğini duyarsınız.

Oysa buradaki sorun yazmaya hangi açıdan baktığınızda yatar. Beynimiz bir aktiviteyi nasıl sınıflarsa ona karşı davranış kalıplarımız da o sınıflamaya uygun şekillenir. Yazmak sizin için önemli olsa bile yazmanın zihinsel etiketi hobi olduğu sürece hobi ile ilgili davranış kalıpları kullanılır. Bu da düzensizlik, yazmayı ertelemek ve aniden beliren yazma isteğinin arkasından gelen sıkılma ve vazgeçme olarak ortaya çıkar.

Hobi olarak gördüğünüz işlerde ciddi bir gelişme isteğiniz olmaz. Sahnede konser verecek bir gitaristin o aşamaya gelmek için gösterdiği çaba ile sevdiği iki üç şarkıyı çalmak isteyen birinin öğrenme çabası aynı değildir. Üstelik hobi olarak gördüğünüz eylemlerde ödül kolay ve anında gelir. Örneğin bir dizi izlediğinizde çaba harcamadan hemen keyif alırsınız. Ama yazma yolculuğunda ödül kazanma süreci daha karmaşıktır. Beyin kolay ve yakın zamanda alacağı ödülleri tercih eder. Bu yüzden yazmaya hobi olarak baktığınızda bir hevesle yazmaya koyulursunuz ama zorlandığınızda vazgeçersiniz.

Sizin hobi mantığından yazar mantığına geçmeniz gerekiyor. Bunun için Kademeli Adanma yöntemini kullanmalısınız. Ama önce hobi ile iş arasındaki farkları kavramanız gerekir.

Hobi ile Yazmak Arasındaki Üç Fark

İlk fark zevk alma düzeyidir. Hobiler keyif almaya dayanır. Keyif almadığınız bir hobiniz olamaz. Oysa kurmaca bir eser üretmek istiyorsanız yazmaktan keyif almadığınız zaman da yazabilmeniz gerekir. İşe gitmek için keyif almayı ya da canınızın istemesini beklemezsiniz. Bunu bir gereklilik olarak yaparsınız. Yazma disiplini de benzer bir gereklilik sistemine dayanmalıdır. Çünkü gereklilik sorumluluk yaratır.

İkinci fark harcanan zamandır. Hobiler içinizden geldiğinde veya fırsat bulduğunuzda plansız, programsız yaptığınız aktivitelerdir. Bunları önceden planlasanız bile istediğiniz anda programınızı değiştirebilirsiniz. Üstelik böyle davranmak hayatınızda önemli bir değişikliğe neden olmaz çünkü hobiniz önceliğiniz değildir. Fakat yazmak hayatınızda bir iş kategorisinde olduğu zaman yazma alışkanlığı buna öncelik vermenizi sağlar.

Üçüncü fark sıklıktır. Hobilerinizde sistemli bir tekrar yoktur. Bir hafta yaparsınız sonra belki üç hafta yapmayabilirsiniz. Öte yandan iş olarak kabul ettiğiniz eylemleri düzenli ve sistemli bir şekilde sürdürürsünüz. Belirli bir ritim vardır çünkü yazma rutini olmadığında gelişmeniz mümkün değildir.

Kademeli Adanma: Üç Adım

Kademeli Adanma yöntemini uygulamak için yazmaya, önem verdiğiniz ve sorumluluk hissettiğiniz işlerdeki gibi yaklaşmayı öğrenmeniz gerekiyor. Bunun üç adımı var.

İlki sorumluluk hissetmektir. İşinize geç kalmamaya, sorun yaşadığınızda çözmeye çalışırsınız. Takıldığınız noktada bilmediğinizi öğrenmek için uğraşırsınız. Sıkılsanız da, keyif almasanız da işinizi yapmak için uğraşırsınız. Yazma hedefinize karşı da kendinizi benzer biçimde sorumlu hissetmeniz gerekir.

İkinci adım planlamadır. Hayatınızdaki önemli süreçleri planlarsınız. Gıda alışverişini içinizden geldiği zaman yaparsanız evde pişirecek sebze bulamazsınız. İlham geldiğinde işe giderseniz geçinemezsiniz. Nasıl yazar olunur sorusunun cevabının bir parçası da tam olarak budur: yazmak için de belirli bir planlama dahilinde ilerlemeniz gerekir.

Üçüncü adım sürekliliktir. Önem verdiğiniz işlerde o an yapamayacak durumda olsanız bile çaba harcarsınız. Aynı mantıkla yazma pratiği yaparken de küçük ve düzenli adımlar atmanız gerekir.

Sorumluluk, planlama ve süreklilik üzerinde çalıştıkça yazmak aşama aşama hayatınızın önemli bir parçası haline gelir. Böylece yazma hayalinize adanmaya başlarsınız.

Bir Öğrencinin Dönüşümü

Bir öğrencim benimle çalışmaya başladığında otuzlu yaşlarındaydı. Yazmak için çok istekliydi, çocukluğundan beri yazdığını, defterler dolusu notlar tuttuğunu söylemişti ama bunlar bir türlü gerçek bir metne dönüşemiyordu.

İlk haftalarında yıllardır yaşadığı sürecin tekrarlandığını fark etti. Hikayelerle ilgili notlar alıyor, özetliyor, nerede ne olacağını belirliyordu ama iş kurmaca metin yazmaya geldiğinde yapamıyordu. İlk paragrafta sıkılıyor, yazı kötü gitmeye başladığında bırakıyordu. Sonra kendini "yeteneksiz" olarak etiketliyor, bu da yazmayı hobi olarak yapma düşüncesini güçlendiriyordu. Oysa gerçek sorun yazmayı doğru kategoriye almamasıydı.

Bu sorun üzerine çalışmaya başladığımızda yazmaya bir hobi olarak yaklaştığını fark etti. Hobi zihniyetinin doğal olarak "canım isterse yazarım, sıkılırsam bırakırım" davranışı ürettiğini anladı. Sorumluluk, planlama ve süreklilik aşamaları üzerinde çalışmaya başladıkça her şey değişti. Attığı istikrarlı adımlar sonucunda beyninin yazmayı önemli işler kategorisine almaya başladığını fark etti. Yazmaya artık bir hobi gözüyle bakmadığı için zihni öğrenmeye ve gelişmeye açılmıştı. Hatalarını kabul etmeye, öğrenmeye ve gelişmeye başladı. Bu dönüşüm sizin için de mümkün.

Şimdi Yapabileceğiniz 15 Dakikalık Uygulama

Şimdi yazmayı hobi kategorisinden çıkarıp önemli işler kategorisine almanızı sağlayacak bir uygulama vereceğim. On beş dakika içinde bu çalışmayı yapabilirsiniz.

İlk beş dakikada yazmaya karşı mevcut tutumunuzu tespit edin. Kağıdınızı, kaleminizi alın ve "yazmak hayatımda şu anda hangi kategoride?" sorusunu dürüstçe yanıtlayın. Eğer yazmayı içsel bir sorumlulukla değil de "yaparsam iyi olur" gibi algılıyorsanız zaten hobi kategorisindesiniz demektir.

İkinci beş dakikada kendinize şu soruyu sorun: "Yazmak hayatımda hangi önemli ihtiyacımı karşılıyor?" Bu soruya vereceğiniz yanıt yazma isteğini kişisel öncelik sisteminiz içinde yükseltir. Önemli olan zihninize "bu benim için anlamlı bir süreç" mesajını verecek bir yanıt bulmaktır.

Son beş dakikada ertesi gün yapmak üzere kendinize on dakikalık bir yazma seansı planlayın. Bu randevuyu tıpkı bir toplantı ya da çok önemli bir yükümlülük gibi değerlendirin.

Bu üç aşama beyninizin yazmayı önemli işler kategorisine taşıması için ilk güçlü sinyali verir. Elbette üç küçük adım bir anda tüm düşünce sürecinizi değiştirmez. Bunun için Kademeli Adanma yöntemini uzun bir zamana yaymanız ve sistemli bir şekilde ilerlemeniz gerekir. Ama siz küçük adımlarla ve düzenli bir şekilde yazmaya başladıkça beyin bu davranışı "seçeneğe bağlı" kategorisinden çıkarır ve "önemli işler" kategorisine taşır. Bu geçiş yazma sürecinizin seyrini tamamen değiştirir.

Siz de yazmayı hobi olmaktan çıkarıp gerçek bir yolculuğa dönüştürmek istiyorsanız Hayalden Kitaba: Yazma Yolculuğunu Dönüştürmek başlıklı video ders ve çalışma kitapçığı ile ilk adımı atabilirsiniz. Detaylı bilgi almak ve kayıt olmak için tıklayın.

Bloga dön